TTK ATÖLYE ÇALIŞMASI

10.03.2012 Tarihinde gerçekleştirilen atölye çalışmasında katılımcılar TTK da yer alan değişikliklerle ilgili aşağıda yer alan görüşlerini belirtmişlerdir:

Prof.Dr.Hasan PULAŞLI: “TTK.nda yapılan değişikliklerle ilgili ne gibi önerilerimiz olabilir, madde madde sıralayalım:

İlk olarak TTK 568/2’ de yer alan Komandit şirketlerin ortak sayısının 5’e çıkarılması hatalıdır. Komandit şirketlerde biri komandite diğeri komanditer ortak olmak üzere 2 ortak yeterlidir. Bu şekilde değiştirilmesi gerekir.

Madde 340 hükmü : (1) Esas sözleşme,bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir.Diğer kanunların,öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar , şeklindedir. Kanun Alman Ticaret Kanunundan esinlenerek değiştirilmiş ancak tercümede hata var. 340/ (1) ikinci cümle kaldırılıp mehaz Alman Ticaret Kanunundaki gibi şu cümle eklenmesi gerekir: Tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri geçerlidir; meğer ki bu kanun konuyu sınırlayıcı biçimde düzenlemiş olsun. “ 

Prof.Dr.İsmail KIRCA: “Madde 340/(1) ikinci cümle kanundan tamamen çıkarılsın.” 

Prof.Dr.Hasan PULAŞLI: “ Madde 345/(2) hükmü üç ay içinde tüzel kişilik kazanamayan adi şirketin ortaklarına pay bedellerinin ödenmesi ile ilgilidir. Şirketin yazılı sözleşmesi hazırlanınca ön şirket( adi ortaklık) oluşuyor.Adi şirket de olsa tasfiye edilmeden ortaklar pay alamaz. TASFİYEDEN SONRA ORTAKLAR PAY BEDELLERİNİ BANKADAN GERİ ALIRLAR diye ekleme yapılması gerekir. Şirket üçüncü şahıslarla işlem yaptığı için TASFİYE EDİLDİKTEN SONRA ibaresinin eklenmesi önem taşımaktadır. 

Prof.Dr.İsmail KIRCA : “ Tasfiyenin yapıldığı nasıl ispatlanacak? Sicilden yazı alınıyor.Henüz ortada şirket yok.Tasfiyenin gerçekleştiği nasıl anlaşılacak? “
Prof.Dr. Hasan PULAŞLI: “ Adi şirket anonim şirket hükümlerine göre tasfiye edilecek. “

Prof.Dr.ismail KIRCA: “ Endişe üçüncü şahıslarla ilgili işlem yapma ise emniyet sübabı olarak ortakların müteselsil sorumluluğu var.”

Prof Dr.Hasan PULAŞLI: “ Alman ve İsviçre hukuku tasfiyeden sonra ödemeyi emrediyor. Şu durumda şirket tescil edilmedi diye sicilden yazı alınacak akabinde tasfiye edilmeden pay bedelleri alınacak.Tasfiyenin bitişi tasfiye memurları ile gerçekleşir. Şirketin sermayesi alacaklıların teminatıdır.Tasfiyeden önce çekilmemesi gerekir. “

Prof.Dr.İsmail Kırca : “ Tasfiye de olsa 100 olaydan 99 u bankadan pay bedelini alma ile sonuçlanacak.%1 sorun çıkabilir.Bütün kurucular tasfiye memuru olur, tutanakla imza atar parayı çekerler. Bana göre madde aynen kalmalı. Henüz ortada kurulan bir şirket olmadığı için tasfiyeye gerek yoktur.”

Prof.Dr. Hasan Pulaşlı: “ Ön şirketin süresi 3 aydır. Üç ay içinde mutlaka kira,mobilya alımı vs. mutlaka işlem yapılır diye düşünüyorum.İşlem yapılmamışsa zaten ortaklar kendileri tasfiye memuru olarak bilançoyu sıfıra sıfır kapatırlar. Tasfiye gerçekleşir. İlk sözleşmede imzaya yetkili olanlar kim ise işlemeleri de onlar yapacaktır. Burada sözkonusu olan ANONİM ŞİRKETTİR. Sermayesi 50 bindir. Ödenmişse alacaklılar için büyük bir teminattır. Şirketin tasfiyesi sonunda bankaya sunulacak olan KAT’İ BİLANÇONUN görülmesi üzerine ortaklar pay bedellerini alırlar şeklinde madde 345/(2)hükmünün değiştirilmesi gerekir.

TTK.339.MADDE :”Bu maddede anonim şirketin kurulmasında DENETÇİ ATANMASI öngörülmemiş. Oysa ki limited şirketlerde 586/2 – c bendinde öngörülmüş. Limited şirketlerde denetçinin hangi halde sözleşme ile hangi halde mahkeme tarafından atanacağı öngörülüp anonim şirketlerde öngörülmemesi büyük bir eksikliktir.339/(3) ‘e anonim şirketlerde de aynen denetçi esas sözleşme ile atanır ibaresi eklenmeli. “

TTK.358.MADDE : “Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı ile ilgilidir. Yasağa uymama halinde 300 günden az olmamak üzere adli para cezası var. Tazminat yok, yaptırım yok. Vergi kanununda bile devlet faizi ile vergiyi alır. Pay sahipleri madde 358 e aykırı borçlandığı takdirde faizi ile şirkete ödeyeceği gibi ibarelerinin de eklenmesi gerekir.”

Prof.Dr.İsmail KIRCA : “ 358.madde emredici hüküm. Adli para cezası getirilmiş olması diğer yaptırımları engellemez. Borçlanma geçersiz olduğu için BK hükümlerine göre iade gerekir zaten. Özellik arzeden durum şu: Bilinmedik bir yaptırım varsa mesela 395/(2) deki gibi borçlanılan tutar kadar yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğu olduğu gibi doğrudan takip yapılabiliyor şeklinde bir yaptırım öngörülebilir ve maddeye eklenebilir.”

Prof.Dr.Hasan PULAŞLI:”Medyada şirket taksitle yedi sülalesinden mal alamayacak şeklinde yansıdı.Böyle bir şey yok. 395/2 deki hüküm uyarınca paralellik olması açısından o hüküm 358.maddede yaptırım olarak kıyasen uygulanır diyebiliriz. Size katılıyorum. Müeyyide koyalım. Bu madde şirketi korumak için”.

Prof.Dr. İsmail KIRCA: “ Limited şirketler bağlamında daha çok uygulanacağı için cezai yaptırım açısından atıf yapılmamış.”
Prof.Dr. Hasan PULAŞLI: “Büyük ihtimalle cezai yaptırım kalkacak. Bu nedenle kaldırılmasını önerebiliriz. Yerine 395/2 son cümle aynen uygulansın diyebiliriz.”

Prof.Dr. İsmail KIRCA: “ Henüz bu konuda( adli para cezası) bir saha çalışması yok,istatistik yok. Bu nedenle adli para cezasının kaldırılması konusunda çekimserim.”

Prof Dr.Hasan PULAŞLI: “ Çeklerde dahi adli para cezası kaldırıldı ise burada haydi haydi kaldırılabilir diye düşünüyorum. “
Av. Fennur GÜÇLÜ …….: “ Adli para cezasının ödenmesinden şirketin veya ortakların bir menfaati olmayacak. Bu nedenle devlete ceza ödenmesi kaldırılmalıdır diye düşünüyorum. “

Prof. Dr. İsmail KIRCA ….: “Şayet adli para cezası kaldırılmazsa limited şirketlere uygulanacak anonim şirkete ilişkin hükümleri sayan m.644/1 – b de 358.maddeye atıf yapıldığı halde cezai sorumluluk için 562/5- c ’ye atıf yapılmamıştır. Bu eksikliğin giderilmesi gerekir.”

Prof.Dr.Hasan PULAŞLI : “ 437/ 3. MADDE . Şirket sırlarının açıklanması konusu ile ilgilidir. Pay sahibi istediği konuları yönetim kuruluna sorabilecek. Alman ve İsviçre kanunlarında “ GEREKLİ OLMASI HALİNDE “ sorabilir diyor.Özel denetçi isteminde de gereklilik arıyor.Bizde burada gereklilik ilkesi kaldırılmış. Mehaz kanundan ayrılmayalım. Bilgi verilmesi şayet pay sahibinin hakkını kullanması için gerekli ise sorabilsin. Sorun olmayan konularda yeni sorunlar çıkarmaya gerek yoktur.”

Madde 596/3 : “Esas sermaye paylarının geçişi hallerinden miras,eşler arasındaki mal rejimi ve icra yoluyla olması halinde şirketin geçişi üç ay içinde onaylamayarak red kararı vermesi üzerine red kararının devrin gerçekleştiği günden itibaren geriye etkili olması ile ilgilidir.Ancak red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez şeklinde ikinci cümle de maddede yer almaktadır. Biz payların geçişi ile ilgili İsviçre Kanunu kabul ettik. Bir pay sahibi payını devrettiği zaman yönetim kurulu izin verdiği takdirde devredebiliyor. Birlik teorisine göre pay devri limited şirketlerde de anonim şirketlerdeki gibi olsun. Yeni pay sahibi genel kurulda oy kullandı ise ve üç ay sonra şirket bu devri hükümsüz kılmışsa genel kurulda verdiği oyu geçerli kılıyor. Burada çelişkiyi gidermek için GENEL KURUL NE ZAMAN TOPLANDI İSE VE GÜNDEMDE PAY DEVRİ VARSA GÜNDEMİN İLK MADDESİ PAY DEVRİ OLSUN VE DEVİR ONAYLANDI İSE YENİ PAY SAHİBİ GENEL KURULA İŞTİRAK ETSİN.Bu durumda 596/3 deki çelişki de ortadan kalkacaktır. “

Madde 593/2 ve 616/2 – b bendi:”Her iki maddede de ÖNERİLMEYE MUHATAP OLMA HAKKI şeklinde yeni bir pay sahipliği getirmiştir. Önerilmeye muhatap olma hakkının ön alım hakkı olarak algılanması gerekir. Önalım hakkı bir nevi rüçhan hakkıdır. Şirket, genel kurul kararı ile pay sahiplerine değil de üçüncü şahıslara satış yapabilir. Genel Kurulun devredilemez yetkileri arasında önerilmeye muhatap olma hakkı,şirketin pay senedi çıkardığında ana para ve faizini isteme hakkı, mevcut pay sahiplerine verilip verilmeyeceği, teklif edilip edilmeyeceği yetkiler yer almaktadır. Alım,önalım,geri alım haklarına bir de önerilmeye muhatap olma hakkı eklenmesine gerek yoktur. Limited şirketin borçlanma senetlerinin merkezi kayıt kuruluşuna kayıt edilmesi ve halka arzı gerekir.

Prof.Dr.İsmail KIRCA: Anonim şirketlerde önerilmeye muhatap olma hakkı var ama limited şirketlerde de olmal mı? Şirket esas sözleşmesine istiyorlarsa koysunlar. Terimlerin farklı anlamı var. Madde 577’ye göre Şirket esas sözleşmesinde öngörülmeleri şartıyla bağlayıcı olan haklardan biri. İstenirse konabiliyor.

Prof.Dr. Hasan PULAŞLI: “Mehaz Kanun 777/a da alım,önalım,öncelikli alım hakları sayılmıştır. Ortaklara sermaya artırımı ile hak verilsin mi verilmesin mi? Buradaki önerilmeye muhatap olma hakkı bir nevi önalım rüçhan hakkıdır. “

Prof.Dr.İsmail KIRCA…….: “Bunun şartlı sermaye değil, bağlamla ilgili olduğunu düşünüyorum. Hisse senetlerinin devrinde şirketin izin istemesi bağlam demektir. İlk okuduğum takdirde ben de anlayamadım. Sonra halihazırdaki Anonim şirketlerin ana sözleşmesinde önce mevcut hissedarlara önerilir sonra devir yapılır Önalım hakkı, alım hakkı ile önerilmeye muhatap olma hakkı arasında nüans farkı vardır. Satmak mı istiyorsun öneride bulun deniyor.Limited şirketlerde de şahsi unsurların harekete geçmesi için önalım,alım,önerilmeye muhatap olma hakkı faklıdır.”

Av. Fennur GÜÇLÜ ……: “ Anladığım kadarıyla önerilmeye muhatap olma hakkı kavramı limited şirketlerde farklı anonim şirketlerde farklı anlam taşımakta.”

Prof.Dr. Hasan PULAŞLI: “ Aynı kavramı aynı kanunda farklı anlamlarda kullanamazsınız, hukuk sisteminde bu mümkün değildir “

Prof. Dr.İsmail KIRCA…..: “577. Maddede sözü geçen kavramın değiştirilmesi önerilebilir.

Prof.Dr.Hasan PULAŞLI…: “Kavram çıkarılsın çünkü limited şirketlerde önerilmeye muhatap olma hakkı yoktur. “

434. madde 2.fıkra 2.cümle ile 618.madde : 434.madde Anonim şirketlerde 618.madde ise limited şirketlerde birden fazla paya sahip olan pay sahibinin oy hakkının esas sözleşme ile sınırlandırılabilmesi hakkı getirildi. Önceki kanunda pay sahibinin hakkı pay değeri kadardı. Toplam değere göre sınırlandırma hakkı getirildi. Hisse senedi de devralınsa idari hakka sahip olunamayacak. Limited veya anonim şirket kurulacağı zaman tip sözleşmeler hazırlanıyor. Hakim(üstün) pay sahibinin payını kendi aleyhine esas sözleşmeye koydurması mümkün değil. Alınan riske karşılık edinilen menfaat arasında oransızlık olacak. Dolayısıyla her iki maddede yer alan sınırlandırma hakkını kaldıralım. “

Prof.Dr. İsmail KIRCA…..: “ Halka açık şirketler bakımından sıkıntı yaratabilir. 434/ 2 – 2.cümle Anonim şirketlerde hakim olan sermaye şirketleri ile bağdaşmadığı için çıkarılabilir.”

Av. Ayşegül Dalkır KAHVECİ: “Medyada şirketlerin bilançosunun internet sitesinde yayınlanması zorunluluğu ile ilgili birtakım tepkiler yer aldı.Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”

Prof.Dr. Hasan PULAŞLI ……… : “ TTK. Madde 39 da yer alıyor. Bilanço ,mali tablo gibi hususları zaten sicilden de alabilirsiniz. Tacirin ticari işletmesiyle ilgili her türlü kağıt ve belgede zaten adresi,sicil numarası,işletmenin merkezi internet sitesinin adresi yer alıyor. İnternet sitesinde bu hususların yayınlanmasında ben sakınca görmüyorum. “ Ayrıca 615. Madde ile ortaklar veya yakınları tarafından verilen ödünç paralar şirketin aczi halinde alacaklılar sıralamasında en son sırada yer alır hükmü var. Ortakların şirkete borç para vermesini İsviçre’nin ön tasarısından aldık. İsviçre ve Almanya tasarıdan dahi çıkardı. Türkiye’de ise limited şirket sermayesinin 10 bin TL. olması nedeniyle kayıtdışı paralar ortak şirkete borç vermiş gibi gösterilmesine ve ortağın sermayesine eklenmesine neden oldu. Bu yolla şirketi sübvanse etmek mümkün oluyor. Bu nedenle madde kalsın denilebilir. “

Prof.Dr.İsmail KIRCA……………: “ Evet 615.madde kalsın kaldırılmasın. Çünkü sermaye gibi değerlendiriliyor. Borçlanma yasağı girerse( 509/3 de kar payı avansı getirildi) limited şirketlerde de kar payı avansı düzenlemesi gerekir. Kasadan para alınamıyorsa bir yıl dolmadan kar payı dağıtılması getirilebilir. 509/3’ ün kapsamına limited şirketin de alınması gerekir. Bana göre yeni TTK.da değiştirilmesi ve düzenlenmesi gereken maddeler şunlardır:

8. madde 2. Fıkranın kaleme alınması yolu hatalı. 10.maddede aksine sözleşme yoksa yerine aksine hüküm yoksa şeklinde yer almalıydı çünkü madde 1530’daki düzenlemeye ters. 195.maddede şirketler topluluğu var ve bir de teşebbüs yer alıyor. Teşebbüs de tacir sayılmış. Onun yerine “tacir gibi sorumlu olur “ denilmeliydi. 333.madde son cümle kaldırılmalı, tehlikeli bir durum sözkonusu.

Prof.Dr. Hasan PULAŞLI : Alman hukukunda olup da bizde olmayan kar devir sözleşmesi var. Şirketler topluluğuna dahil değilse bu sözleşme nereye konulacak? 333 .madde son cümledeki makam izninin olmaması belki mesela EXİMBANK’ IN tek ortağı hazinedir. Kanunlarında genel kurul dahi yapmayacağı öngörülüyor. Hisselerinin belli bölümünü dağıtarak çok ortaklı olabilir. Bunlar özel kanunla kurulduğu için makam iznine tabi değil. Belki bu gibi durumlar için bu madde konulmuş olabilir.
Prof.Dr. İsmail KIRCA: “Kamuoyunda yanlış algılandığı için 333 son cümlesinin kaldırılması kanatindeyim. “

Prof.Dr.Hasan PULAŞLI:” Bu cümle bir izne bağlı olmayı düzenliyor. Başka bir bakanlığa bağlı ise bağlı bulunduğu bakanlıktan izin alacak deniyor. Dışındakiler ne olursa olsun izne tabi değil, diyor. İzin için tebliğe bakılır.”

Prof.Dr.İsmail KIRCA…: “ Gümrük ve Sanayi Bakanlığı dışında hiçbir yerden izin alamazsınız deniyor. Böyle algılanıyor. SPK’dan izin alınacak mı? Her ikisinden alınması gerekmeyecek mi? “ Yine 424. Maddede bilançoda bilinçli hareket etmişse( kasıt varsa) ibra edilme öngörülmüş, ancak böyle bir durumda ibra olmamalı, kötüye kullanım olabilir. “

Prof.Dr. Hasan PULAŞLI: “ İbraya engel olmaz. Bilinci koymasaydı ibra olmayacaktı. İbra edilmemiş olmanın sonuçları çok daha ağır olabilir. “

Prof.Dr. İsmail KIRCA ……: “ Madde 462/3 sadece fona hasredilmiş. İç kaynak kalemleri FON VE YEDEK AKÇEDİR. Bu maddeye fona ek olarak yedek akçe de eklenmeli.”

Prof.Dr. Hasan PULAŞLI: “ Sermaye artırımına fonlar ve yedek akçeler konulmayıp taahhütlü sermaye artırımına gidiliyordu. Şimdi önce fon ve yedek akçeyi ekleyip sonra sermaye artırımına gidilebiliyor. Belki bunu önlemek için 462/3 bu şekilde oldu.”
Prof. Dr. İsmail KIRCA …..: 446. MADDE : Toplantıya çağrı usulsüz ise bunu iptal etmek için dava açılıyor.Eski kanuna göre toplantıya katılıp olumsuz oy kullanan açabiliyordu. Şimdi toplantıya katılmasa da açabilecek. Yine mevcut durumda toplantıya katılmayan pay sahibinin dava açabilmesi için toplantıya katılmış olsaydı kullanacağı oyun kararın sonucunu etkilemesi şartı vardı. Yeni uygulamada nasıl olacak? “

Prof. Dr. Hasan PULAŞLI : “Mevcut Yargıtay kararları ile tekrar görüşülüp bu madde değerlendirilmeli. “

Prof.Dr. İsmail KIRCA…..: “ 479.MADDE 3. FIKRA b bendinde DENETÇİ seçimi sayılmamış. Unutulmuş galiba. İşlem denetçisi ve denetçiler denmeliydi. İşlem denetçisi denetçiden daha mı önemlidir? “

Prof.Dr. Hasan PULAŞLI:” Evet daha önemlidir. Bu madde uygundur.”

Prof.Dr. İsmail KIRCA….: “ Oyda imtiyaz varsa 618/3.fıkra a bendinde denetçilerin seçimi de sayılmış ancak 479/3.fıkra b bendinde sayılmamış.Yine Yeni kanunda sorumlulukla ilgili dava yönetim kurulu kararı aranmaksızın açılabildiği halde 479/3 – c bendinde ise , ibra ve sorumluluk davası sayılmış. Buradaki sorumluluk davası kısmı madde metninden çıkarılmalı. “

İlker KOÇYİĞİT( Ankara 1.Ticaret Mahkemesi Hakimi): Uygulama kanunu da HMK ile çelişiyor. Ticari defterlerle ilgili delil olmaktan çıkarılıyor. Ticaret Kanunu Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 13. Maddesi Borçlar Kanunu 158. Maddeye atıf yapıyor. Yine uygulamada bu 13.maddede bahsi geçen TTK 83 ve devamı maddeleri değil HMK 222.maddeyi uyguluyoruz. Ve hala yeni yasa 5. Madde 1 ve 3. Fıkralar anlaşılamadı. Görev mi yoksa işbölümünden mi bahsediyor?

Derleyen: Av. Ayşegül DALKIR KAHVECİ