Kanun Yapım Tekniği ve Torba Kanun Uygulaması Çalıştayı

03.10.2013 tarihinde Ankara Barosu Eğitim Merkezinde erçekleştirilen çalıştayda katılımcılar konu ile ilgili aşağıda yer alan görüşlerini belirtmişlerdir: 

KAZIM KURT(Eskişehir Milletvekili): “Ülkemizde torba kanunlar ciddi anlamda sıkıntılar doğurmaktadır. Kanun yapmanın belli aşamaları söz konusudur. Torba kanunların hayalimizdeki yasama biçimine uymadığını söyleyebiliriz. Anayasa’da yasama görevi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Torba kanun uygulaması ile mecliste temel kanun olarak görüşülünce pek çok espri türetildi. Torba çorba oldu. Uzman görüşü denetiminden kaçırılan kanunlar oldu. Prof.Dr. Ahmet Kılıçoğlu “Borçlar Hukuku kitabı yazıyorum. 14.maddenin 3. Fıkrası değişmiş. Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki kanunla(torba kanun) değiştiğini tesadüfen öğrendim” dediğine göre konu ile ilgili uzmanların bile bulamadığı değişiklikler oldu. En son torba kanun 100 küsur madde çıktı. 56 madde olarak komisyona gelmiş. 56 maddenin 28’i değişmiş,  genel kurulda ise eklemelerle 100 küsur madde çıktı.

Kanunların anlaşılabilir olması açısından kısa olması gerekir. Ancak son torba kanunda 73.madde  15.5 sayfalık  bir madde.  Yine son torba kanunda 30 Kanun Hükmünde Kararname değişti. Torba kanundan ziyade Torba madde uygulaması başladı. Bu uygulamadan bizce vazgeçilmesi gerekir. Uygulamanın esas amacı denetimden kaçmak, iktidarın kendi gördüğü sorunları çözüyormuş gibi davranmaktır. Kanunların birbiriyle uyumlu olması gerekir. Bir kanunla 30 -40 maddenin değişmesi mümkün olamaz. Bu durumda torba çuvala dönüyor.”

DOÇ.DR.MEHMET GÜNAL(Antalya Milletvekili): “ Torba, paket bir gelenek haline geldi maalesef. Demokrasiyi sıkıştırmaya çalışıyoruz. Komisyona geliyor 10 madde, genel kuruldan çıkıyor 80 madde.Biz buna “ucube” diyoruz. Yangından mal kaçırır gibi kanun çıkarılıyor. Başbakanlık kendi yönetmeliğine uymuyor. Yönetmelik “kanun hazırlanırken ETKİ ANALİZİ yapılır “ diyor. Hiçbir kanun hazırlanırken bu yönetmeliğe uyulmuyor, kanunun mali yükümlülüğü ne olur, sonuçları ne olur araştırılmıyor. Süreç en son kanun genel kurulda kabul edilip resmi gazetede yayınlanınca tamamlanıyor.  71 ayrı kanunda torba kanunla  değişiklik  yapılması ucubedir. Plan ve bütçe komisyonu kanunlar kararlar dairesi haline gelmiştir. Kanunun gramer, dilinden vazgeçtik, maksat belli değil. Aceleyle geçirelim deniyor ama yanlışları nasıl bulacağız? Resmi gazetede yayınlanmadan düzeltme teklifi geliyor. 71 ayrı kanunda değişiklik yapılıyorsa Bakanlar Kurulu tasarısı olması gerekmez mi? Aceleden tasarı teklife dönüştürülüyor. Kanunun başlığında “teklif” yazıyor, içeriğinde “tasarı” görüyoruz. Bu, yasama sürecine olan saygısızlıktır. Her seferinde aynı şeyi yaşıyoruz. 2011’de 234  maddelik torba kanun çıktı.  Bütün komisyonlar by pass ediliyor. İlgili komisyonlardan arkadaşlar  bir yıldır toplantı yapamıyoruz diyorlar. Plan ve bütçe komisyonunda görüşülen konularda soruyoruz, başka ilave var mı diye, sürekli eklemeler yapılıyor. Yönetmelikte dahi olmayan genelge ile düzenlenebilecek konular kanun yapmaya çalışılıyor. Mevzuat yönetmeliğine de uyulmuyor. Temel kanun nedir, torba kanun nedir? Torba diye geliyor,temel kanun oluyor. Medeni Kanun, Türk Ticaret Kanunu, Türk Ceza Kanunu gibi kanunlar temel kanundur. Önemli değişiklik yapıyoruz diyerek torba kanun temel kanuna dönüştürülüyor. Geçenlerde Sermaye Piyasası Kanunu değişti. Değişikliğin her süreçten geçmiş olması gerekiyordu.  İMKB  özelleştiriliyor ( BİST oldu), SPK yöneticisinin haberi yok.   %51 imtiyazlı hisse nasıl değiştiriliyor? Ayrıntısında 1.5 milyar euroluk 6 tane emlak TOKİ’ye devredildi. Alt komisyona getirilmeden nasıl değiştiriliyor? Alt komisyonlar kanunun mutfağıdır. 5 sayfayı bulan bir kanunun başlıbaşına çıkması gerekirdi. Biz artık torba kanunlara  içine her şeyin sokulduğu büyük çuval anlamında  “harar” diyoruz. Nitekim kanun yapımında kendi çıkardığımız Anayasaya,içtüzüğe, yönetmeliğe dahi uymuyoruz.”

HASİP KAPLAN(Şırnak Milletvekili): “ Demokrasinin en önemli özelliği milli iradeye saygı duymaktır. Yasa yapma olayında torba yasa uygulaması milletin iradesini hepten ortadan kaldıran bir uygulama. Komisyonların nasıl çalışacağı hukuken düzenlenmiştir. Yeni bir Anayasa uzlaşma komisyonumuz var. Ancak kırmızı ışıkta durdu. 23. Ve 24. Dönemde kurulan iki tane içtüzük komisyonu var. %85 maddede uzlaştık. Torba kanun uygulamasının kaldırılması konusunda da uzlaştık. Meclis İçtüzüğü’nde torba kanun yok, temel kanun var. Temel Kanun İçtüzüğün 91.maddesinde yer alır. Mesela TCK hazırlayacaksınız, olabilir.İçtüzük değişikliği teklifini AKP iktidarı getirdi ancak değişiklik olmadı. Yasanın değişmesi için teknik olarak ve usul açısından uyulması gereken aşamaları vardır. Komisyon görüşmeleri ihtisas komisyonlarında olur, orada uzman arkadaşlarımız vardır. Alt komisyonlardan süzülüp kanun teklifi genel kurula geldiği zaman sağlıklı olur. Temel kanun olayını torba kanuna çevirdiler. 2003’den bu yana yeniden içtüzük dizayn edildi. Danışma kurulunun oybirliği ile temel kanunlar genel kurulda görüşülür. İçtüzükteki danışma kurulunun oybirliği yoksa siyasi parti grubunun önergesi genel kurulda kabul edilirse temel kanun gibi görüşülür maddesinden yola çıkarak  torba kanunları temel kanunlar gibi çıkarmaya başladılar.

Her kanunu muhalefet görüşlerini sunmasın diye temel kanun gibi çıkarmaya başladılar. Ve her kanunu  25 madde halinde  getirmeye başladılar,temel kanun gibi görüşülsün diye. Bütün komisyonları ilgilendiren herkesin ne kadar ihtiyacı varsa tek metin halinde getirmeye başladılar. Akçeli işlerin hepsini plan bütçe komisyonuna getiriyorlar. Muhalefetin önerge koyma, şerh koyma  hakkı gaspediliyor. Bir maddenin 15.5 sayfa olması milli iradeye saygısızlıktır, pragmatizm, iş bitirmeciliktir. Torba kanunlar ile Mecliste milletvekillerinin konumu el kaldırmaktan ibaret oluyor. Biz buna Anayasaya aykırılık iddiasında bulunuyoruz,reddediliyor. Bürokratlar hükümetin yerine, hükümet komisyonların yerine geçiyor.  Kanunlar dairesinin çok güzel çalışmaları olmuş. Sadece torba kanunları kaldıralım diye değil, temel kanunların çıkarılışını da düzenleyelim diye teklif veriyoruz. Biz muhalefetin katılımını istiyoruz. İçtüzük komisyonunu tekrardan işletmek istiyoruz. Türkiye gibi bir ülkede meclisin parlamenter denetimi ile ilgili başvuru kaynak yok. Hiçbir üniversitede parlamento hukuku eğitimi verilmemiş. Parlamento nasıl çalışır, öğretilmemiş.  Ankara Barosunun ve Yasa İzleme Enstitüsünün bu konuda çalışmasını bu anlamda önemsiyorum. Diğer ülkelerde nitelikli çoğunluk sistemi vardır, bizde de frenlerin mutlaka işletilmesi gerekir. “ 

GÜRKUT ACAR( Antalya Milletvekili): “ Şu anda Türkiye’nin geleceğini etkileyen bir konuyu tartışıyoruz. Başbakan milli iradeyi her şeyin üstünde görüyor ve her şeyi yapabileceğine inanıyor ancak  bu yanlış bir yaklaşımdır, milli iradenin verdiği yetkinin de sınırları vardır. Hukuk devleti tüm kurumları ile geçerli olmadığı, kuvvetler ayrılığı ilkesi işlemediği sürece  milli irade kavramı söz konusu olamaz. Başbakana göre torba kanun kavramları da milli iradenin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Ancak idarenin eylem ve işlemleri yargı denetimine açık olmadığı ve Anayasa’da yer alan kuvvetler ayrılığı tam olarak işlemediği sürece milli iradeden söz edemezsiniz. Meclisten çıkan bir torba kanunla hükümete yetki veriliyor, hükümet kararı ile mahkeme kararları iptal ediliyor. 2B  kapsamındaki değer takdirine karşı dava açılamaz  denilerek idarenin eylem ve işlemleri yargı denetimine tabi olmaktan çıkarılıyor. Afet riski kanununda da yürütmeyi durdurma kararı verilemez denildi. Mit müsteşarı yargılanamadı. Açıkça bu kanun değişikliklerinde idarenin eylem ve işlemlerindeki yargı denetimi kaldırıldı.

Torba kanun bir sonuçtur. Hukuk olmazsa torba olur, çuval olur.Kuralların da değişime ayak uydurması gerekir. Kanun tasarısı hükümetten gelir, milletvekilleri ise kanun teklifi sunar ancak şu anda bu konuda tek yetkili başbakandır. Bizm tüm kanun tekliflerimiz gündeme dahi getirilmiyor. TBMM İçtüzüğünde kanunların nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Mevzuatta  “torba”, “çuval” gibi bir tanımlama yoktur. Ancak şu anda uygulamada 5 tür torba kanun tespit ettim. Birinci tür; bazı kanun ve KHK’lerde değişiklik yapan türdür: Komisyonlarda ve genel kurulda maddeler eklenir. 100 maddelik kanuna ulaşır.İçinde toplum yararına üç beş madde vardır, diğerleri değildir. Muhalefetin tüm önergeleri red, iktidarınki kabuldür. Kanun çıkar ancak kanun haline gelmesi uzun sürer. İkinci tür  YETKİ KANUNLARIDIR: Kendisi küçük etkisi büyüktür. Sadece 4 maddedir mesela ancak buna dayanarak çıkarılan yönetmelikler ile çok etkili değişiklikler oldu. Atatürk ilkeleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkeleri gibi hedefler bu yönetmeliklerle kurumlardan çıkarıldı.  Diğer torba kanunlarda ise bazı kanunlarla pek çok kanunda değişiklik yapıldı, ya da bazı kanunlarla bir kanunda değişiklik oldu, bazı kanunların ise torba olduğu da anlaşılamıyor. 10 maddelik bir tasarı 46 maddelik teklifle 56 maddeye çıktı, daha sonra 76 maddeye çıktı ve genel kurulda 104 madde olarak çıktı. Bu kanun 54 sayfa ediyor. İçinde 26 bin sözcük var. 73.madde 18 sayfa ve tek bir madde 32 kanundaki değişikliği öngörüyor. Bu torbanın içinde mimarlar odası, engellilerle ilgili hükümler vardı.Onların görüşleri alındı mı?  Kanunla okullarda hangi dersin okutulacağına karar verildi. Hazreti peygamberimizin hayatı ders olarak okutulacak diye kanuna yazıldı. Bu durum laiklik ilkesine aykırıdır.  Başbakan milli irade diyor ancak muhalefetin hiçbir önergesini kabul görmüyor. Yasa yapma işinde hızlandırılmış meclis yaratmak doğru değildir. Sadece parmak sayısı üstünlüğüne dayanarak ortaya çıkacak sonuç gayrimeşru olur.  

DR.FAHRİ BAKIRCI(TBMM Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı): “ Torba kanun içinde birden fazla kanun değişikliğini barındıran kanun oluyor. Birbiriyle ilgisiz kanunlar aynı kanunda ise torba kanun deniliyor. Kavramı dar tutmak gerekir. Türkiye’de ne zaman ortaya çıktı? 2000’ li yıllardan önce yok. Avrupa Birliği talepleri üzerine bu yöntem bulunuyor. Torba kanunu da milletvekilleri kanun teklifi olarak versin deniliyor. Bunun aslında süreci hızlandırdığı düşünülüyor. 2002’den bu yana sayıda fazla artış oldu. Diyelim ki 10 maddelik bir torba kanun nasıl çıkıyor?  Alt komisyonlarda vs. görüşülmediği için yaklaşık 40 saat gibi bir zaman tasarrufu oluyor. Normal  kanun geldiğinde direnç gösterilebiliyor. Ancak torba kanunda sonradan ekleme de yapılabiliyor. Geceyarısı önergesiyle kanun genel kuruldan geçirilebiliyor. Torba kanun; kanun niteliğini taşır mı? Evet yetkili organ tarafından kabul edilmişse biçimsel anlamda kanundur ancak maddi anlamda torba kanun; kanun değildir.Eski Yunan’da kent yönetiminde  NOMOS adı verilen yeni yasalar çıkaralım,  şu yasaları gözden geçirelim  deniliyor. Yasaları yazmak için isimler belirleniyor, halkın onayına sunuluyor ve ondan sonra yasa değişiyor. Modern çağda İngiltere’de parlamento ortaya çıktı. Dilekler krala sunuluyor. 1215’te Magna Carta ile soylular kralın yanında denetime başlıyor. 1689’da haklar yasası çıkıyor. Soyluların oluşturduğu parlamentoda avam da yer alıyor.

Evrensel hukuk ilkesi olan KANUNU BİLMEMEK MAZERET SAYILMAZ  ilkesinin hayata geçmesi için YASANIN BİLİNEBİLİR OLMASI gerekiyor. Yasanın uygulanacağı kişinin de YASAYI BİLEBİLİR OLMASI gerekiyor. Yasa açık değilse, anlaşılır değilse yine eksiklik var demektir. BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDAKİ KANUN DİREKT İSMİ NEDENİYLE DE BU İLKELERE UYGUN DEĞİLDİR. Torba yasa uygulaması yerine getirilmesi gereken çözümler konusuna ikinci turda değineceğim.” 

MUSTAFA ŞAHİN(TBMM Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı): “ İki tür kanun tipimiz vardır. KOD KANUN ve ÇERÇEVE KANUN.  Çerçeve kanun; mesela trafikle ilgili bir düzenleme yapacaksanız ceza kanunlarında da değişiklik yapmanız gerekir biz buna çerçeve kanun diyoruz. (Kod kanun ise mevcut kanunlarda değişiklik yapan değil o konuda ilk defa düzenleme getiren  kanunlardır.  Mesela Temel kanunlar aynı zamanda kod kanundurlar) Torba kanun ise açıkça hukukun ihlalidir. Sanki böyle bir kanun tipi varmış gibi meşruluk tanımamalıyız.   Torba kanun  hukuk düzeninin tanıdığı bir tip kanun gibi önem kazandı ancak bir tekniğin ihlali var. Demokrasiyi zayıflatıcı birçok niteliği var. İhtisaslaşmayı azaltıyor,  kamuoyuna yansıdığında  çok farklı konuların ele alınabileceği imkanlar kaçırılıyor. Bu tür sıkıntıları arttırmak mümkün. Kanun yapım tekniği ve sürece ilişkin sorunlar var. Tasarı kanunlaştığında tüm muhalefet milletvekillerinin teklifi kanunlaşmış gibi görünüyor. İktidarın ve muhalefetin tercihleriyle kanun çıkmış gibi görünüyor. Hukuk normu altüst ediliyor. Genel kurulda torba kanunun (temel kanun gibi görüşülmesi ile) kabul edilmesi ile biçimsel anlamda kanunlaşmayı sağlıyor ama maddi gerçeklik altüst oluyor. Mevzuatta mülga görünen kanunun yeniden ihya edilebilmesi için bir takım şartlar vardır.Bu şartlara da uyulmamaktadır.  Kanunlar ve kararlar başkanlığının inceleme raporlarının komisyonlarda dikkate alınması gerekir. Öneriler geliştiren bu raporlar atıl belgeler olarak kalıyor. Bunu kamuoyunun sahiplenmesi gerekir. Yasa izleme Enstitüsü benzeri örgütlerin artması ve bu tür örgütlerin taleplerini iletmesi gerekir. Kanunların gerekçeleri yetersiz . Oysa ki  yaptığımız  kanunlarla   siyasi tarih yazıyoruz,  sorumluluk almalı ve gelecekte olumsuz yargılamalarla karşılaşmamalıyız.

YRD.DOÇ.DR.OZAN ERGÜL(  Moderatör): “ Fahri Bey kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesine ve bunun için de kanunların bilinebilir olması gerektiğine değindi. Torba kanun uygulaması beraberinde  HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNİN de zedelenmesini getirir. Şu anda 30 maddenin altındaki kanunlar bile temel kanun gibi görüşülmekte ve özel hızlandırılmış yasama yöntemi olarak  yer almaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçimi kanunu temel kanun değildir. Mülga kanunların dahi - biz buna ZOMBİ KANUN diyoruz - bazı durumlarda uygulanacağına dair kanun yapıldı.  Öğrencilerimize bu yanlış uygulamaları anlatmakta güçlük yaşıyoruz.”

AV.ATİLLA SAV (Ankara Barosu): “ Miletvekillerimiz burada olunca eleştirilerimiz dikkate alınır diye düşünmüştüm ancak muhalefet parti milletvekilleri bizden daha çok şikayetçi oldular. SİYASET REFORMUNUN  ORTAK GÜNAHI – YASAMA REFORMU adı altında Ahmet İyimaya’nın bu konuda bir çalışması var. Sayın milletvekillerinin söylediklerinden anladığım  hukuk kurallarımız sürekli çiğnenmekte. Hukuk jargonunun türettiği bir sözdür torba kanun. Fransızlar “bir ülkede kanunların sayısı 5 bini geçerse o ülkede hukuktan söz edilemez” der. Ahmet İyimaya ise “hukuk komisyonda, siyaset genel kurulda yapılır “ der. 5728 sayılı kanun 580 maddeden oluşuyor. 1990’lı yıllarda finansman kanunu yapıldı. 1998’de vergi kanunu ile bütçe değiştirildi. Birbiriyle hiç ilgisi olmayan kanunlar aynı kanunla değiştirilmekte. Meclis müzakereleri ve iç tüzüğün getirdiği korsan maddelerle torba kanun oluşturuluyor.

Mevzuat hazırlama konusunda 1992’de bir yönetmelik ve 2006 yılında yürürlüğe konulan bir yönetmelik var. Bu iki belge de erklerin ayrılığı ilkesine aykırıdır. İçtüzüğün düzenlenmesi ıslah edilmesi gerekir. Temel kanun hukuk sistemimizde var. Ancak içtüzüğün bu haliyle torba kanun uygulaması yanlış olduğundan yasa yapım tekniği açısından meclis gruplarının uzlaşmasıyla yeni düzenleme yapılması gerekiyor. Ahmet İyimaya’nın deyimiyle  “HUKUK KOMİSYONLARDA HAZIRLANMALI,  GENEL KURULDA İSE MİLLETVEKİLLERİNİN KONUŞMALARI(SİYASET)  ENGELLENMEMELİDİR. “                                                                                                                                 

GÜRKUT ACAR(Antalya Milletvekili):  “Halkın gözünden kaçmasını istedikleri tüm kanunlar akşam 19.00’dan sonra görüşülüyor. Sabah 06.00’a kadar görüşmeler devam ediyor. Ancak saat 19.00’dan sonra Meclis TV kapandığı için vatandaş ne olup bittiğini izleyemiyor.”

DOÇ.DR.ŞEREF İBA( TBMM Yasama Bölümü): “Torba kanun ihtiyacı nereden doğdu? 1991 yılında içtüzük gündeme geldi. Kilit ise uzlaşma şartının ortadan kaldırılmasıyla kırıldı. Paket kültürü jargona nasıl girdi, hangi ihtiyaçtan doğdu?  Özellikle ANAP iktidarı döneminde Kanun Hükmünde Kararnameler yağmur gibiydi. AKP iktidarı  “biz bu yolu kullanmayacağız” dedi ve o zaman çıkış yolu aramaya başladı. KHK çıkarmamak için zorunluluktan torba kanun veya paket yoluna başvuruldu. Çok önemli konularda şimdi tekrar KHK çıkarılmaya başlandı. Türkiye’de ANAYASA YAPMAK KADAR ZORDUR İÇTÜZÜK YAPMAK. Meclis aslında kanun çıkaramıyor,  problemi var. Türkiye’de siyasi partiler vaatlerini hayata geçirmek istiyorsa buna farklı bir yol bulmak zorunda. KHK çıkarma yolu kullanılmayınca torba kanun sayı olarak arttı. Türk yasama sisteminde her siyasi partinin karşılaşacağı yasama krizi olacaktır. Usul ekonomisi ve zaman kısıtlılığı açısından çözüm olarak düşünülmüş 6. Vitese takılmış bir yasa yapma yöntemidir torba yasa. Meslek odaları,sivil toplum örgütleri gibi gözlerden kaçırmak için kamuflaj olarak torba kanun yapılmakta. Genelde yasama yılının son aylarında mesela haziran ayında  Pandora’nın Kutusu gibi torba kanun çıkarılır. Asıl kritik konular son dakika önergesi olarak genel kurula gelir. Aslında son dakikada görüşülerek alt komisyonlardan geçmeden kanun teklifi olmaz. Komisyon trafiğini by pass etmek hastalıklı maraza bir durum doğurur. Her torba kanun bu nedenle kuvvetle muhtemel ki yeni bir tasarı ve yeniden revizyon getiriyor.

Komisyon aşamasında STK’lar dinleme şeklinde de olsa çağrılıyor ve görüşleri alınıyor. Ancak son dakika tekliflerde STK’lar, konu ile ilgili meslek örgütleri  göz ardı ediliyor. Kanunun başlığı sadece 3 sayfa olan kanunlar var. Seçime giderayak yapılan kanunlarda da maalesef bu tür yanlış uygulamalar olabiliyor. Komisyonlarda hükümet temsilcisi içtüzüğün aradığı bir kriterdir. Komisyonda muhatabınız kim,  cevap alamazsanız yanlış bir uygulama ile karşı karşıyasınızdır. Çözüm yolu olarak birincil önemli husus İÇTÜZÜK SORUNUNUN HALLEDİLMESİDİR. Torba kanun yolu zorlama çıkış yoludur. Yasaklanması gerekir. Veya yeniden KHK’ler getirilebilir. İçtüzük revize edilmediği sürece çözüm yolu bulunmadığı sürece her siyasi parti bu yolu kullanacaktır. “ 

YRD.DOÇ.DR.OZAN ERGÜL(Moderatör):”Romalılar 2100 yıl önce M.Ö.98 yılında birbiriyle ilgisiz konuların aynı kanunla değiştirilmesini yasaklamıştır. Ya yasaklanmalı ya da çok çok istisnai duruma getirilmelidir.”

HASİP KAPLAN(Şırnak Milletvekili): “Bütçe Kanunu torba kanunların en büyüğüdür ve şifresini çözmek mümkün değildir. Meclis başkanı içtüzükle ilgili çağrı yaptı, buna çalışalım. Fransa’daki mecliste soru sorma imkanı çok etkilidir. İçtüzükte ya danışma kurulunun oybirliği ile ya da uzlaşma komisyonlarıyla sorun çözülebilir.”

MEHMET GÜNAL(Antalya Milletvekili): “Beş yıllık kalkınma planını görüştük ancak hiçbir medya organı ve kamuoyunun haberi dahi olmadı. Bu kadar önemli bir konuyu da kimsenin haberi olmadan geçirmiş olduk.” 

GÜRKUT ACAR (Antalya Milletvekili): “Başbakanın tutumu “ben ne dersem o olur” anlayışı olduğu sürece hukuk sistemi sonuca ulaşamaz. Parlamentoda uzlaşma yoksa bu ülke demokrasi ile yönetilmiyor demektir. “

ALİ ACAR(Çankaya Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi A.D):”Torba kanun Türkiye’deki hukuk sisteminde hangi anlayışa hizmet ediyor? Hukuk felsefesi alanında temel sorun hukuki belirsizliktir. Teknik düzeyde bir analiz sorunudur. Siyaset her durumda hukuku önceler mi, işleyişini sınırlar mı?  Siyasetin hukukla sınırlanamayacağı görüşü ve hukukun siyasetten önce geleceği görüşü var. Hukuki pozitivizm klasik ve yeni hukuki pozitivizm olarak ikiye ayrılır. Klasik hukuki pozitivizm anlayışında, “kanun benim” anlayışında siyaset istediği içerikte kanun yapabilir. Ancak bugün bu anlayış bu görüş bırakılmıştır. Yeni pozitivistler ise diyor ki örneğin Anayasa’da ahlaki konular varsa ahlakı göz ardı edemeyiz. Yeni hukuki pozitivizm doğal hukuk anlayışındadır. Orta yol izleyen çeşitli anlayışlar da vardır. Hukuki pozitivizm reddedilmemekle birlikte birtakım temel ilkeleri vardır: Kanunların GENEL OLMASI , İLAN EDİLMESİ, GERİYE YÜRÜMEMESİ, AÇIK VE NET OLMASI, ÇELİŞKİLİ OLMAMASI, İMKANSIZI ÖNGÖRMEMESİ, SÜREKLİLİK ARZETMESİ gibi.

Genel teorileri pratiğe uygulayalım.Torba kanun  hukuki pozitivizm ve doğal hukuk açısından uygun mudur? Klasik hukuki pozitivizmde torba kanun egemenin iradesine göre sınırsız uygulanabilir. Yeni hukuki pozitivizmde ise torba kanun uygulaması aykırı bir düzenlemedir. Usuli doğal hukuk ilkelerine göre yeteri kadar açık olmaması ve süreklilik arzetmemesi nedeniyle torba kanun aykırı bir uygulamadır. Böyle bir aykırılığı bu hukuk anlayışında kim belirleyecek?  Anayasa Mahkemesi şayet  “bu (içtüzüğe aykırılık iddiası)  benim sorunum değil, meclis genel kurulunun sorunudur, usuli eksiklik genel kurulda görülmediyse artık biz bu konuya bakamayız, yasama organının takdirindedir, Anayasa’ya uygundur “ diyorsa bu durum iradeci pozitivist anlayışıdır. Hükümet politikası gereği Anayasa’ya uygundur denilmektedir. Bu anlayış Batıda terk edilmiş bir anlayıştır.”

YRD.DOÇ.DR.OZAN ERGÜL(Moderatör): “İradeci pozitivizm anlayışı 20.yy. totaliter ve otoriter yönetimlerin uyguladığı bir görüştür.”                                                                             

PROF.DR.ENDER ETHEM ATAY(Gazi üniversitesi Hukuk Fakültesi): “Hukuk başlangıcı kitabı yazmaya çalışıyorum. Kitabı inceleyenler tarafından teorik kısım çok fazla anlaşılması güç olur denildi. Bu tür anlayışlar var. Torba kanun olur mu  olmaz mı diye sorarsak bana göre böyle bir düzenleme Anayasa Mahkemesi’ne gittiğinde başka hiçbir şeye bakmadan  iptal edilmelidir. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ GÖZARDI EDİLMEKTEDİR. Biz bu tür uygulamaları izahta güçlük çekiyoruz. Aldığımız hukuk mantığı ile hukuk metni  aynı değil. Hukukçular olarak da iki prensibi kuvvetler ayrılığı ve normlar hiyerarşisini tam olarak bilmiyoruz.

Kuvvetler ayrılığı nedir? Bizim Anayasamızın öngördüğü sistem yarı başkanlık sistemidir. Normlar hiyerarşisini bilmiyoruz. Üst norma göre çözüm yapılmalıdır. Anayasa, Anayasa mahkemesi, Danıştay devleti korumak için değil, bireyi korumak içindir.İşte torba kanun; kanuna karşı hiledir. Niye vardır? 1961 Anayasası dünyadaki en demokratik Anayasadır diyoruz. İki kanatlı parlamento olunca yasamaya fazla yük bindi. 1971’de KHK’ler getirildi. Ancak daha sonra lüzumsuz bir müesseseye dönüştü. Hukuk devleti mantığında KHK torba kanuna dönüştürüldü. Kurala bir de meşruiyet sağlamak gerekiyordu. Gelişen Türkiye,gelişen ekonomi varken dayanağım ne olmalı? Yasama işlevini yeniden tanımlamak zorundayız. Her konuda kanun çıkarmaya gerek var mıdır? Yürütme organının yapacağı düzenleyici işlemleri belirlememiz gerekir. İdareye özellikle ekonomik alanda yapacağı düzenlemeler için iyi bir alan çizilmesi, güçlü ve bağımsız yargı  gerekir. YARGIÇ BAĞIMSIZ OLDUĞUNU HİSSETMELİ BUNU KARARINA DA YANSITMALIDIR. Yeni Anayasa’ya RASYONALİZE PARLAMENTARİZM SİSTEMİNİ koymalıyız.” 

AV.İLHAN MASARİFOĞLU(Ankara Barosu): “ Bu kadar önemli bir konuda( kanun yapım tekniği) araştırma yaptığımda konu ile ilgili fazla kaynak olmadığını gördüm.Şimdiye kadar yapılan tüm konuşmalardan çıkan sonuç torba yasa uygulamasının yanlış olduğu yönünde oldu. İktidar bundan çıkar elde ediyor. Ancak bu suçun bir kısım ortakları var, figüranları var. İktidar milletvekilleri ve muhalefet milletvekilleri bu suçun ortakları. Çeşitli lobi grupları da hazırlık yapıyor. Bir konuda 300 kişi birden veya 60 kişi birden karşı çıkamıyor. Milletvekilleri grup başkanvekili nasıl elini kaldırırsa ona göre elini kaldırıyor. Yasama faaliyetinin kurbanları ise vatandaşlar ve avukatlar. Yasama faaliyeti yerine YASAMATİK FAALİYETİ demek daha uygun olur. Halkımız duyarsız, örgütlü bir toplum da değiliz. Mecliste STK’ların olması da arzu edilmiyor. Kurban olan halk meclisin aldığı kararla bağlı.

Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesinden öte ülkemizde hangi yasa, tüzük, yönetmelik var diye bu konuyla ilgili bir araştırma grubu var. KANUNU BULMAMAK MAZERET SAYILMAZ demek daha doğru olur, kanunu bulmak da çok zorlaştı.Toplumda değişik gruplar var. Demokratik sistem toplumun gazını alan bir sistem. Halk kendi görüşlerini ifade edemiyorsa Gezi olaylarında olduğu gibi marjinalleşmesi kaçınılmazdır. Halk milletvekiline derdini anlatamıyor, diğer yandan her konuyu yasalaştırmak gibi bir düşüncemiz var. Atatürk’ü sevmek için bir kanuna gerek yok. İçki ile ilgili düzenlemeler geliyor,dayatma yapılıyor. Başörtüsü, içki gibi kendi yaşam tarzını dayatmak için kanun düzenleniyor. Anayasa’ya girmemesi gereken konular Anayasa’da yer alıyor. Kanunla düzenlenmesi gereken  hususlar Anayasa’ya giriyor. Normlar hiyerarşisine uyulmuyor. Siyasi irade denetimden kaçmak için meclise başvuruyor. Bir belediyenin park bahçeler müdürlüğünün alacağı bir kararla ilgili dahi neredeyse   kanun çıkartacağız. Teknolojik olarak çok ilerdeyiz. İktidarların görevlerini tam ve zamanında yapabilmesi için hızlı çalışması gerekiyor. Normlar hiyerarşisinin iyi işlemesi ve bilişim sisteminden yararlanılması ile konunun çözülebileceğini düşünüyorum.”

AV.ALİ ALTAY(Yasa İzleme Enstitüsü Genel Sekreteri): “ Vekil olduğum bir davada Ziraat Bankası çalışanı Karadeniz’e atandı. Dava açtık, idare ilk savunmayı verdi,davayı red kararı geldi. Bu arada torba yasa ile Ziraat Bankası’na karşı açılan davalar iş mahkemesinde görülür şeklinde değişiklik oldu. Atama işleminin iptali davası iş mahkemesinde görülemez diye Anayasa Mahkemesi’ne müracaat edildi, reddedildi. Bir ikramiye ödenmesi ile ilgili dava 7 yıl sürdü, süreçte ödenmemesi ile ilgili torba yasada değişiklik oldu, daha sonra tekrar değişiklikle  ödenmesine karar verildi. Davalar devam ederken değişiklik olması çelişkilere yol açmakta. Torba yasaya neden gereksinim duyuldu? İlk olarak Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde uygulandı. 2003’ten 2013’e kadar 3000 yasa eklenmiş. Bu kadar çok yasa değişikliği nasıl bir gereksinimin karşılığıdır? Torba yasalar kişiye özel yasa çıkarma yöntemi olarak kullanılmıştır. Para ve malın elini kolunu sallayarak ülkemizde gezmesi için ve rejimin değişmesi için torba yasa çıkarılıyor. Cumhuriyet yasalarının tamamı değiştirildi. Sermayenin isteğine uygun yasalar çıkarılıyor. Globalizm diye bir mesele var. Neden bu kadar çok yasa çıkarıyoruz, neden yasama faaliyeti özelleşti cevabı burada saklı diye düşünüyorum.” 

DOÇ.DR.ŞEREF İBA( TBMM Yasama Bölümü): “Usulen torba kanunda yasalaştığı halde kamu yararına çok güzel kanunlar da çıkabiliyor. Tüm torba kanunlar içerik olarak kötüdür diyemeyiz ancak yasama usulü yönünden ise iyidir diyemeyiz. “

YRD.DOÇ.DR.OZAN ERGÜL(MODERATÖR): “Düzenlemenin tek başına iyi olması hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz.”

AV.ATİLLA SAV(Ankara Barosu): “Torba kanunun bazı hallerde iyi sonuç vermesi ile iyidir diyemeyiz. Tüm sistemi haklı göstermez. Hukukta boşluğu dolduran yalnız kanun değildir. Boşluk başka türlü de doldurulur. 1475 sayılı kanun çıkıncaya kadar MK.1.maddesine göre hakim vicdani kanaatine göre karar verir denildiği için bu şekilde kararlar verildi ve iş davaları görüldü. Kanunu hukukun isteklerine göre yapmak zorundayız. Kanunlarda artık gerekçe yok. KHK ‘ler de hukuk dışı kullanılmakta. Yetki kanunları ile yasama yetkisini yürütmeye devrediyor. Erklerin ayrılığı ilkesi yara aldı. Anayasa’da cumhurbaşkanının yetkileri sayıldığı anda bunun yetki devri olduğunu belirttik. Türkiye’de bugün hukuk öğrenimi de çok bozuldu. Ama hukuk öğrenimi ile avukatlık ayrı şeylerdir. Avukatlık stajla oluyor,sınav yok. TBB bir yönetmelikle mülakat oluşturmayı düşünüyor. Torba yasayı bir hukuki deyim olarak görmüyorum, bir ARGO DEYİMDİR. “

MUSTAFA ŞAHİN(TBMM Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı): “ Demokratik mekanizmalarda çözümler üretilir. KHK ile torba kanun uygulaması ikamesi olduğuna katılmıyorum. KHK  Anayasal bir müessesedir. Torba kanunla aynı bağlamda değerlendirilemez. Torba kanun hukukun tanımadığı bir çözüm arayışı. Halen kanunilik ilkesini çok önemsiyorum. ÇÖZÜM KAPSAMLI BİR İÇTÜZÜK REFORMUDUR. “ 

DR.FAHRİ BAKIRCI (TBMM Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı): “Mecliste zaman kaybı olması açısından yapılmaması gereken işleri ayıklayabiliriz. Mesela katibin okuma yapması gibi çünkü herkes artık internetten okuyabiliyor. İktidarın çıkaracağı yasalarla ilgili muhalefet genel kurulda görüşünü mutlaka paylaşsın. MEVCUT SÜREYİ RASYONEL OLARAK KULLANIRSANIZ ETKİ ANALİZİ, SİVİL TOPLUMU DİNLEME, MUHALEFETİN İKTİDARI DENETLEMESİ de yapılabilir. “

DOÇ.DR.ŞEREF İBA( TBMM Yasama Bölümü): “ Torba kanun uygulaması yasaklanmalıdır. İçtüzük problemi ve KHK’lerin bu iktidar tarafından terk edilmesi torba kanunu getirdi. Parlamento tarihinde gündeme gelmesi ise Avrupa Birliği uyum paketleri ile torba,paket olarak çıkmıştır. Bugünkü hantal parlamento yapısı ile bir çözüm formül gözükmemektedir. İçtüzük değişikliği çalışmalarına katıldık ama kadük oldu.”    

                   Hazırlayan

        Av. Ayşegül DALKIR KAHVECİ

Yasa İzleme Enstitüsü Çalıştay Raportörü